• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/anadolu1958
  • https://www.youtube.com/watch?v=8hQAuAAUiJQ&feature=emb_logo

TRANSLATE (ÇEVİRİ)
COVID-19 SAĞLIK BAKANLIĞI
COVID-19 VİSUALİZER
KÜLTÜR PORTALI
İSMET TAŞ MAKALELERİ
İÇ ANADOLU BİRLİĞİNİN (İÇAN) MANİFESTOSU
İÇ ANADOLU BİRLİĞİNİN (İÇAN) MANİFESTOSU İÇAN’LI OLMAK, VATAN, DEVLET, MİLLET, BAYRAK VE TÜRKİYE SEVDALISI OLMAKTIR. TÜRKİYE’NİN GÖZ BEBEĞİ, MEDARI İFTİHARI, TOPLUMUN EN ALT KADEMESİNDEN EN ÜST KADEMESİNE VARINCAYA KADAR SAHİP ÇIKMAK, SAHİPLENMEKTİR. MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE BAĞLI, İSLAMA SAYGİILI OLMAKTIR. İNANDIĞI DEĞERLER UĞRUNA CANINI SEVE SEVE GÖZÜNÜ KIRPMADAK BİR SANİYE TEREDDÜT ETMEDEN VERMEKTİR. DÜŞKÜNÜN ELİNDEN TUTUP KALDIRAN, YAŞLIYA, ENGELLİYE, BÜYÜĞE SAYGIDA KUSUR ETMEYEN, MERHAMETLİ OLAN, KÜÇÜKLERE SEVGİDE VE ŞEVKATTE SINIR TANIMAYAN KOL KANAT GERMEKTİR. DÜŞKÜNE DESTEK, YANINDA OLMAK, YARDIM VE FEDAKÂRLIKTA SINIR TANIMAMAKTIR. İÇAN’LI OLMAK, DÜRÜST, NAMUSLU, AHLAKLI, FAZİLETLİ, ŞEVKATLİ, MERHAMETLİ, İÇİ –DIŞI BİR OLAN SAMİMİ İNSAN OLMAKTIR. İYİYİ, GÜZELİ, MUTLULUĞU, SEVİNCİ, ÜZÜNTÜYÜ, KEDERİ, ACIYI, GÖZYAŞINI PAYLAŞMAKTIR. İÇAN’LI OLMAK, HEDEFİ BÜYÜK, AZMİ GÜÇLÜ, BASİRETİ AÇIK, İRADESİ KUVVETLİ OLMAKTIR. TARİHİNİ BİLMEK, ECDADINA SAHİP ÇIKMAK, GELECEĞİNİ BİLİM VE İRFAN ÜZERİNE KURAN, OSMANLININ TORUNU OLMAKTIR. İÇAN’LI OLMAK, BARIŞIN, ADALETİN, KARDEŞLİĞİN, DOSTLUĞUN, İYİLİĞİN, DÜRÜSTLÜĞÜN, SEMBOLÜ OLMAK, KENDİNİ VE HADDİNİ BİLMEKTİR. İÇAN’LI OLMAK, AİDİYAT HİSSİ İLE BAĞLI OLMAK, BEN İÇAN’LIYIM DİYEBİLMEKTİR.
Takvim
Hava Durumu
BAĞIŞ YAP
İLLERARASI MESAFE
Site Haritası
Bir merdiven altı dramı! Kot işçisi ölüyor, farkında mısın?

Sen ‘granit taş/kum tozu/kedi kumu´ dersin, o ‘selika´ der.

Altın kadar değerlidir.

‘Bir gramı boşa gitmesin´ diye kapılar pencereler sıkı sıkı kapatılır.

Olur ya, zerrecikler havaya karışırsa bir daha dönmez. Sermayeyi kediye vermemeli tabi ki(!)

Slikozis´e yakalanan emekçi, artık iflah olmaz bir yola girmiştir. Ciğerleri kömür karasına dönmüş, kalbi iflas etmiş, yaşayan ölüye benzemiştir.

Vaktiyle Kuş gribi, Deli Dana, Kırım Kongo Kanamalı Kene hastalıkları bilinmezdi. 

‘Köyümüze kıran düştü? derlerdi.

Adı konulmamış, teşhisi yapılmamış hastalıktan insanlar toprağa girer;

Hele buna bir de nazar/bela/pis nefes zannıyla, otantik/fantastik/metafizik bir boyut eklendi mi, işin içinden çıkılmaz hale gelirdi.

Slikozis, iki bin beş´te tespit edildi.

Ama ne var ki, elli yıldır yüz binlerce kot emekçisi, ‘Sen taşlanmış, beyazlanmış, aklanmış paklanmış, eskitilmiş kot giy´ diye

Ya canından oluyor; yirmi iki, yirmi üç yaşlarında hayata veda ediyor ya da genç yaşta hayattan elini eteğini çekiyor.

Sadece Bingöl´ün Karlıova ilçesinin Taşlıçay köyünde üç yüz genç, bu hastalığa yakalandı, çoğu öldü. Kalanlarsa veremle mücadele ediyor, diyalize bağlı yaşıyor, yataktan çıkamıyor.

Hayat onlar için çoktan bitti. Ne neşe kaldı, ne heyecan, ne de aile huzuru!

Duvardaki siyah beyaz resimden başka, geçmişi hatırlatan bir şey yok artık.

…………

Koruculuk, hayvancılığa sekte vurunca çaresiz kalan gençler, bilmedikleri bir memlekette, bekar evlerinde kalıyor, sigortasız çalışmak zorunda bırakılıyorlardı.

‘İşine gelirse!

Kapının önünde üç kuruş için bekleyen binler var. İstersen yevmiyeni vereyim, sırtına pul yapıştırıp göndereyim memleketine!’ namertçe bir tehditti.

Atölye, sadece kazanca odaklıydı. İnsan = sermaye: Sınırsız limitsiz zenginlik!

Burada çalışan insandı, ama insan hesaba katılmamıştı. Kapitalizmin feodalizmden farkı, biri şehirli, diğeri köylü olmasıydı.

Denize düşen yılana sarılır, böyle bir şeydi. Maraba olmaktan kurtulan gençler, daha büyük bir felaketle karşı karşıyaydı.

Hiç olmazsa köylerinde açık hava, temiz su vardı. Şimdi ikisinden de mahrumdular. Sanki temerküz kampında kürek cezasına çarptırılmışlardı.

On saat zehir soluyan, toz yutan emekçiler, üç beş gün sonra önce öksürükle, sonra nefes darlığıyla, bilahare yürüme güçlüğüyle karşılaşıyorlar; işe gitmedikleri saatler, sorgusuz sualsiz yevmiyeden kesiliyordu.

Gurbet elde ölen olursa, imece usulü cenaze masrafı ayarlanıyor, bir minübüsün bagajında yüzlerce kilometre öteye, köy mezarlığına götürülüyordu.

Kimi evli, ekmek parası götürecek; kimi nişanlı, ev bark düzecek; kimi bekar, başlık parası ayarlayacaktı.

…………

Denetimi yok mu bunun?

Güzel soru. Olmaz olur mu? Var tabi ki.

Denetçi,  teftişe geleceği zaman, atölye sahibinden araba istiyor, sonunda geliyor; pis kokuları teneffüs etmemek için civar bir yerde belgeler dolduruluyor, temiz raporu(!) hazırlanıyor, gidiyor.

Eğer biraz titizlik gösterirse, 

‘Müfettiş bey, madem öyle kapatalım gitsin, hem bunlara sigorta yaparsam maaşı nerden vereceğim? Devlet zaten Yeşil Kart´a bağlamış. Sigortayı ne yapsınlar?’

Zihin kirliliğiyle beyni allak bullak oluyor.

‘Sade biz değiliz ki bu yöntemi kullanan! Maden, tünel,  yol yapımı, seramik, cam işçileri de aynı tozu yutuyor; devlet değil misiniz, önlem alın!’ 

yüzsüzlüğün aymazlığın arsızlığın kepazeliğin daniskasıydı.

‘Kendiniz için istemediğinizi başkası için de istemeyin’ Peygamber Buyruğu´nu baş tacı etmiş bir insanın yapması gereken ilk şey, kimseden bir şey beklemeden, robot kıyafetleri bulup alıp giydirmekti.

Velev ki kanun, yasa, denetleme olmasın. Hayvana reva görülmeyecek bir ortamda, saatler geçirmeye zorlamak, ölüme sebebiyet vermekti, düpedüz cinayetti.

Holokost´tu bunun adı. Orada cayır cayır yanıyorlar, burada ise nefesleri buhar oluyor, ciğerleri köze dönüyordu.

Bir şey yapmalı!

Soma için ‘Yaşam Odası çok pahalı!’ diyen etkili ve yetkili birine, gazeteci ‘Senin oğlun yeğenin olsa üçü beşi hesaba katar mıydın?’ demek istemiş, diyememişti.

O gün bunlar denseydi, bugün bir hayatı daha kurtarabilirdik.

Kıyıya vurmuş sayısız denizanasından birini denize göndermek, onun için çok şey ifade ederdi.

  
104 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
TÜRKİYE HABER
Namaz Vakitleri
İÇ ANADOLU BİRLİĞİ BUSİNESS
DJB.AZ
İNTERNET HABER
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.50437.5344
Euro8.95808.9939
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret990652
Saat